18 Ekim 2010 Pazartesi

           Ne zaman bir manolya ağacı görsem sevgi ve özlemle gülümserim. Tıpkı bu resmi gördüğüm an gülümsediğim gibi. Küçücük bir kızdım, güzel bir yaz günü teyzemlerin bahçesinde manolya ağacının altında halamlar, kuzenler oturuyorduk. Rahmetli halam dünya tatlısı bir kadın, komik mi komik. Yeterki biz gülelim öyle öyküler ve anılar anlatırdı ki, bayılırdık onu dinlemeye. Her anlattığına, her yaptığına gülerdik. Bazen öyle şeyler anlatırdı ki, Babam "Bakmayın siz ona derdi, sizi güldürmek için kendi kendine iftira atıyor".

          İşte bu ağacın ve bahçenin aynısı bahçede, o güzel yaz günü otururken, halam romantikleşti, başını kaldırıp ağacı seyretti, seyretti ve başladı eski bir şarkının güftesini kendince şiir gibi okumaya;

"Manolyam güzel kuşum
Ben sana vurulmuşum"

           Önce sessizce dinledik . İlk ablam farketti ve bastı kahkahayı, peşinden de biz.
          Halam hiç istifini bozmadı, göz ucu ile bize baktı ve yine devam etti:

"Manolyam güzel kuşum
Ben sana vurulmuşum"

          O gün bugündür, manolya ağaçlarına her baktığımda gülümseyerek mırıldanırım halamı özlem ve sevgiyle anarak;

"Manolyam güzel kuşum
Ben sana vurulmuşum"....

0 yorum: